Sayfalar

İzleyiciler

Yeni Çıkan Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Çıkan Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2014 Pazar

Eduardo Berti'den "Düşlenen Ülke"

 Arjantinli yazar Eduardo Berti'nin "Düşlenen Ülke"sinde okur daha ilk sayfalarda kendisini tamamlanmış, harikulade, son derece berrak ve anlaşılır bir şeyin beklediğini bilir ama Berti zarif bir cömertlikle vaadini kesin olarak yerine getirmeyip okurun düşlemeyi sürdürmesine izin verir. Kitabı, Alberto Manguel'in değerlendirmesiyle tanıyoruz...

 Sevdalı kızın öyküsü (*)
Bir yerde okumuştum, Moğolistan’da bir hikâye anlatmaya hazırlanan kişinin, giriş mahiyetinde, anlatının çağırdığı hayaletler yaşayanların arasına yerleşmesin diye önce bir büyü töreni yapması gerekirmiş. Bu törenin ardından, hikâyesini bitirdiği zaman kahramanların içinden çıkıp geldikleri karanlığa geri döneceğini bildiğinden, rahat rahat anlatmaya başlayabilirmiş. Bu önlemin Batı’da anlaşılıp anlaşılamayacağını bilmiyorum; Batılı yazarlar kibirlidir, hayal ürünü kişilerinin okurları arasında canlanmasını istemekle kalmaz, ölümsüz

13 Şubat 2014 Perşembe

Sosyal medyayı sallayan kitap #direnAŞK

 Birkaç gündür sosyal medyada fenomene dönüşen #direnAŞK başlığı altında yazılanlar  dikkat çekti.

TWİTTER' DA TÜRKİYE'NİN EN ÇOK KONUŞULAN KİTABI  Dünya Gündeminde Trend Topic oldu!

4 Kasım 2010 Perşembe

Hayatları roman

Virginia Woolf, modern edebiyatın önemli isimleri arasında yer alır. Ünlü yazar, yaşamı boyunca romanlarının yanında ilginç yaşamıyla da dikkat çeker. Susan Sellers Vanessa ve Virginia adlı bu romanında, Woolf'un ilginç yaşamının öne çıkan ayrıntılarını ve bazı çalkantılarını anlatıyor okuyucuya.
Virginia Woolf, değişik bir anlam ve yeni bir teknik taşıyan romanlarıyla çağdaş İngiliz edebiyatının en güçlü sanatçıları arasında anılır. Onun dünya edebiyatına ve roman tekniğine kazandırdıkları, günümüzde hâlâ çeşitli araştırmalarla gündeme gelir; romanlarının ışığında Woolf'a dair taze bilgiler elde edilmeye çalışılır. Bu türden büyük yazarların verdikleri eserlerin yanında, yaşamları da okuyucunun her zaman ilgi odağında yer alır ve okuyucu tıpkı onların eserlerinde yakalamak istedikleri türden bilgilere, o yazarın özel yaşamı hakkında da sahip olmak ister.

9 Eylül 2010 Perşembe

Doris Lessing, duvarın hangi tarafındasın?

Türkçeye daha önce Türkü Söylüyor Otlar, Altın Defter, Gene Aşk, Mara ile Dann ve Alfred ile Emily adlı romanları kazandırılan yazarın, Hayatta Kalma Güncesi geç de olsa raflardaki yerini aldı. Distopik bir roman olan Hayatta Kalma Güncesi'nde Lessing, bilinçaltı dediğimiz şeyin okur nezdinde bir bakıma gerçekliğini sorgulama hissi uyandırıyor ama daha da fazlası var.
Yorge Amado 'Çocukluğu insanın anayurdudur' diye yazar. Yazarlığını çağlar boyu sürdüren isimlerin kişisel tarihine ve özellikle de çocukluğuna baktığımızda, Amado'nun sözünün doğruluğu yerini bulur. Bu isimlerden biri de mutsuz çocuklukların romancılar yarattığını düşünen 'bir tuhaf yazar' Doris Lessing'dir. Evet, tuhaftır Lessing. Yaşamöyküsü, romanları, hikâyeleri ve verdiği demeçleriyle öyle tuhaftır ki 2007 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldıktan sonra 'Bu tam bir felaket' der, çünkü fotoğraf çekimlerinden ve röportaj vermekten sıkılmış, yazamama korkusuna kapılmıştır. Onun ilgilendiği ödüller, unvanlar, onurlandırmalar değildir. Tüm bunlardan olabildiğince kaçar; severiz onun bu tuhaflığını'

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Julius Fuçik'in 'Darağacından Notlar'ı Türkçe

İçe işleyen, ağı gibi bir belge

Julius Fuçik'in 'Darağacından Notlar'ı Kavis Kitap tarafından Şemsa Yeğin çevirisiyle yeniden yayımlandı.
12Mart 1971 askerî darbesi geldikten sonra, 1972 Nisan'ında yakalanıncaya kadar, zamanımın büyük bölümü koşullar gereği evde geçmişti. Göztepe'de, Sarıgül Sokağı'daki iki katlı evin bahçe katında. Üst katta ev sahibinin yaşlı annesi oturuyordu, alt katta biz. O süre içinde çok sayıda siyasal metin çevirdim. Ama Marxçılığın belli başlı kuramcılarının metinlerinin yanı sıra, 1937'de İspanya İç Savaşı'nda can veren Christopher Caudwell gibi yazarların yazdıkları da vardı çevirdiklerim arasında. Caudwell'in, sonradan Studies in a Dying Culture adlı kitapta bir araya getirilmiş olan denemelerinden yaptığım çevirilerin bir bölümü Memet Fuat'ın Yeni Dergi'sinde yayımlandı; bazıları ise daktiloda yazılmış saman yapraklarda kaldı. Kapitalist toplumu, kahramanlık, ütopyacılık, şiddet, sevgi, din, estetik, vb. gibi kavramlardan yola çıkarak, kimi yazarlar ve yapıtları üstünden kılı kırk yararcasına eleştiren bu denemeler, 1982'de Metis Yayınları'nın ilk kitabı olarak (Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler) yeni bir çeviriyle yayımlanacaktı.

6 Ağustos 2010 Cuma

Kalbimizi Dinleyelim

Kalbimizi Dinleyelim

Prof. Dr. Murat Tuzcu, kalp hastalığını tetikleyen diğer rahatsızlıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi için herkesin anlayacağı bir dille, merak edilen konuları anlatan kılavuz bir kitabı Türkçe sağlık yayınlarına kazandırdı.
Kalbimizi Dinleyelim, sağlıklı bir kalp için özen gösterilmesi, dikkate alınması gerekenler, kalple bağlantılı diğer organlar titizlikle ele alınıyor. Tuzcu, kalbin yapısını, hastalıkların sebeplerini, diğer organlarla ilişkilerini, tedavi yöntemlerini çizimler kullanarak, bilimsel donanımı hekimlik deneyimi ve ince nüktedan üslubuyla aktarıyor.

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Küba devriminin lideri Fidel Castro ve Yeni Kitabı

Castro'nun yeni kitabı çıkıyor

Küba devriminin lideri Fidel Castro'nun gençlik yıllarını ve devrime giden askeri zaferi anlattığı "Stratejik Zafer" adlı kitabı yakında piyasaya çıkacak.

833 sayfalık kitapta Sierra Maestra dağlarındaki gerillaları zafere götüren 1958 Yaguajay çarpışmasının çizimleri, çarpışmada kullanılan silahların resimleri ve haritalar da yer alıyor. Bu zafer diktatör Batista'nın

29 Temmuz 2010 Perşembe

Bu adamın bir sorunu var

Bu adamın bir sorunu var

Ryunosuke Akutagava'nın Kappa'sı Japon edebiyatının dünyaya açılan pencerelerinden biri. Japon folklorunun hayali yaratığı 'Kapa' ve onların yaşadığı dünyayı metafor olarak kullanan Akutagava, kitabında idealindeki ile gerçek dünya arasındaki gerilimi, hicve ve mizaha yönelerek anlatıyor.
Bazı kültürler bir başkasına çok yakın görülür. Japon kültürü ile Türk kültürü; Japon halkıyla Türk halkı arasında hep benzerlik kurulur. Ancak Japon kültürü ve onun bir parçası olan edebiyatı buralarda tam anlamıyla tanınıyor mu, orası pek belli değil.

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Polisiyelerde kadın gazeteci yok

Polisiyelerde kadın gazeteci yok

Sibel Köklü, 'Rüya Keskin Polisiye Serisi'nin ikinci kitabı 'Geçmişe Kapanan Kapılar' ile hem günümüz mafya ilişkilerine gönderme yapıyor hem de bir dış gözle medya dünyasına eleştiri getiriyor.

Rüya Keskin, bir gazeteci. Otuzlu yaşlarında, hırslı ve başarılı bir kadın. Zor olayların peşinden koşuyor, çekinmeden çarpışmayı göze alıyor. Yöntemleri eski, bakış açısı geleneksel. Ancak o, hem sevdiği mesleği yaparak olaylara çözüm arayışının peşinde, hem de kendi hayatını kurmanın. Gazeteci Rüya, aslında bir roman karakteri. Sibel Köklü’nün polisiye serisinin baş kahramanı. Şimdi de bu serinin ikinci kitabı “Geçmişe Kapanan Kapılar”da mafyanın peşine düşerek, Türkiye’deki bu “zengin malzeme”yi ortaya dökmeyi hedefliyor. Kitabın en dikkat çekici tarafı da medyaya getirdiği eleştiri. Köklü’yü de bu türle tatmin eden ayrıntı, dış gözle baktığı medyada gördüğü aksaklıkları özgürce dile getirebiliyor olmak. Köklü’yle Rüya Keskin macerası üzerinden Türkiye panoramasına baktık.

'İçim hiç büyümedi, hep çocuk kaldı' Nilüfer

'İçim hiç büyümedi, hep çocuk kaldı'

Can dostu Bircan Silan Usallı'nın kaleme aldığı Hepsi Bu adlı kitapta tüm yaşamöyküsüyle, okurlarla buluşuyor Nilüfer, buğulu sesiyle en güzel şarkılarından nağmeleri duyurarak zihnimize.
 Çok fazla röportaj vermediği bilinir Nilüfer'in, o nedenle hakkında bilinenler hayli azdır emsallerine göre. Saygındır, işinde ustadır, dünya tatlısı evlatlık kızı Ayşe Nazlı'sı vardır, unutulmaz şarkıları malumdur. Ama hepsi o kadar değildir. Bu kitapta bilinen ve bilinmeyen Nilüfer'i anlatıyor Bircan Silan Usallı. Usallı ve Nilüfer ile Hepsi Bu üzerine konuştuk.
-Nilüfer ile dostluğunuzun başlaması nasıl oldu; nasıl tanıştınız?
BİRCAN SİLAN USALLI- 80'li yıllarda Güneş gazetesinde çalışırken, Çanakkale Seramik Evleri'ne kendisiyle röportaj için gittiğimde tanıştık. Nasıl kar yağıyordu anlatamam. Dönüşte neredeyse mahsur kalıyordum onun için o günü hiç unutamam.

"Nar Parçacıkları" (Granatapfelsplitter) piyasaya çıktı

'Nar Parçacıkları' piyasaya çıktı

Almanya'nın Münih kentinde yaşayan siyaset bilimci ve gazeteci Tizia Nilgün Köse'nin ilk romanı olan "Nar Parçacıkları" (Granatapfelsplitter) piyasaya çıktı.
 Bremen'deki Sujet yayınevinden çıkan 276 sayfalık romanda, Almanya'da doğup büyüyen ve topluma uyum sağlamış bir felsefe öğretmeni olan Şaziye adlı bir Türk kökenli kadının, bir anda toplumda kabul görmediğini hissetmesi üzerine girdiği kimlik bunalımı ve bunun kökten dinciliğe kadar varan sonuçları, sürekleyici ve heyecanlı bir şekilde anlatılıyor.
Köse, romanında Şaziye'nin Almanya'da doğup büyümüş ve Alman toplumuna uyum sağlamış bir kadın olmasına rağmen dışlanmışlık duygusunu yaşaması ve kendisini yabancı gibi hissetmesi üzerine geçirdiği değişimi anlattığını, kültürler arası çatışmayı aktarmaya çalıştığını söyledi.

Aslında Cennet de Yok

Aslında Cennet de Yok

Kerem Işık, Aslında Cennet de Yok'ta öykülerini, odaklandığı konuyu kimi zaman çokkimlikli bir parçalılıkla, kimi zaman sıradan insana yönelen bir sesin dikkatiyle ve en sade haliyle ele alırken abartılı söz oyunlarına başvurmadan, deli dolu, öfkesini içten içe işleyen, duygulu, düşünceli karakterin naifliğinde kalarak kuruyor.
 Elinize boş bir kâğıt tutuşturulup aklınıza her geleni yazmanız istense listeniz nasıl olur? Aklınızı dolduran şeyler nedir? Nesneler, duygular, soyut somut her şeyi yazabilirsiniz. Önem sırası var mı listenizin, bir anlamı? Aslında Cennet de Yok öykülerinden 'Unut Gitsin'in birinci tekil şahıs kahramanı bir 'Yapıbozumcu Eşya İncelemecisi.'

Farkında ve uyumsuz

Diğer öykülerdeki tüm kahramanlar gibi o da anlam aramaya değmez buluyor her şeyi. Boş ve boşuna. Bir boşluk içinde, bana daha çok şeffaf bir balon içinde dolaştıkları hissi veren bu kahramanların sıkıntısı çok. Farkındalığın getirdiği uyumsuzluk. Dünyamıza benzer küre dünyalarında içten dışa ve içten içe bakıp duruyorlar. Ama hep merkezdeler. O noktasında. Sıfır noktası da diyebiliriz biz buna. Yazar Kerem Işık, bir mühendis. Üstelik fizikçi. Orbit'i, sıfır noktasını, x-y düzlemini, x-y-z evrenini elbette bilecektir.

Bilge Karasu Edebiyat İncelemeleri Dizisi

Bilge Karasu Edebiyat İncelemeleri Dizisi

Metis Yayınları 'Bilge Karasu Edebiyat İncelemeleri Dizisi' adıyla yeni bir diziye başladı. Edebiyatı salt bir beğeni konusu olmaktan çıkararak, edebiyat eserlerini eleştirinin, yorumlama ve anlama çabasının konusu haline getirmek amacıyla girişilmiş araştırma ve inceleme ürünleri dizide yer alacakmış.
Dizinin kitapları da Bilge Karasu Fonu'nun katkılarıyla yayımlanacakmış. Bilge Karasu'nun vasiyeti ile 1995'te ölümünden sonra eserlerinin gelirinden bir fon oluşturulmuş. Fon, edebiyat üzerine yapılan yaratıcı çalışmaların yayımlanmasında, desteklenmesinde kullanılmakta, bu destekle yayımlanmış eserlerin gelirleri de aynı amaçla kullanılmak üzere bu fona aktarılmaktaymış.

Türkiye'de edebiyat eleştirisinin ne kadar cılız olduğu malum. Özellikle kitap boyutunda çalışmalara pek rastlanmıyor. Zaten bu tür çalışmalar olsa da yayımlanma olasılığı çok düşük. Yayınevleri satış şansı olmayan bu tür kitapları yayımlamak konusunda isteksiz. 'Bilge Karasu Edebiyat İncelemeleri Dizisi' bu açılardan çok önemli. Dizinin yayın yönetmeni Süha Oğuzertem sunuş yazısında 'Bilge Karasu Edebiyat İncelemeleri Dizisi'nde dönem, tür ve konu sınırlaması olmaksızın, Türkiye bağlamındaki edebiyatlarla ilgili, birincil ve ikincil kaynakların hakkını veren özgün çalışmalar yayımlanacak. Edebiyatla ilgili olmak kaydıyla çeviribilim, dilbilim, psikoloji, siyaset, sosyoloji ve tarih gibi alanlardan eleştiri ve kurama yapılacak karşılaştırmalı ya da disiplinlerarası katkılar da dizide yer bulacak' diyor ve dizinin 'Türkiye'deki nitelikli eleştirel üretimi özendirirken uluslararası eleştiri literatürünün de bir parçası olmayı' hedeflediğini belirtiyor.